6 Ekim 2009 Salı

gel be sari...



Efendim alfabe gibi olan new york metrosunda tamirat yapa yapa benim oturdugum hatti sectiler. bu ay sonuna kadar uzatilan tamirat dolayisiyla zor anlar yasasamaktayim. MTA working diyip geciyoruz. Bugun baska bir ulasim olayina imza atip East Village den West Village a tekerlegi 8 cizen, ve bir freni tutmayan bir bisikletle gittim. Yol boyunca bisikletten garip sesler geliyormus ama tabiki muzik dinledigim icin duymadim :)
Seviyor efendim newyorker lar diyalogu. "Ayni bisikletten bendede var" diyen hizla giderken yanima yaklasan hatuna samimiyeti icin buradan da tesekkur etmeyi kendime borc bilirim ;)

********

Parti vermenin kolayligina hastayim bu sehirde. Facebooktan 2 msg sonra eve 20-30 kisi toplaniyor ve kaynasiliyor. Tabi ki williamsburg dan sozediyorum. Metro Williamsburg a gelince sanki "haydi manyak kalmasin!" dercesine duruyor ve herkes iniyor. East Village etkisi midir nedir bilinmez ama L train in yararlari diyelim.

*******


drummer's grove diye bir kose var prospect parkta. Parkside girisinden girince sag tarafta. Her pazar gunu oraya vurmali calgisi olan kapip geliyor ve ritmin krali cikiyor ortaya. muzige dayanamayan afro-amerikali ve duzenli vergi odeyen vatandaslar ritme kaptirip oynuyor. Emeklilerde orada oturup izliyor. Gercekten ilginc. Videoyu yuklemeye usendim bu arada :)
bu vergisini odeyen vatandasim espriside onion dan dilime dolandi sayin seyirciler. merak
edenler alip okuyucu mektuplari kismina goz atsin.

********

E möööö?
Ne olurdu $u Efsane Kemal Sunal tepkisinin Ingilizcesi olsaydi?

E mööööö?!






4 Ekim 2009 Pazar

fotoblog






17 Eylül 2009 Perşembe

yuruyorum



Evet sayin seyirciler yine cok cesitli konularla karsinizdayim. Madem islerim rast gitmiyo, hayatimdaki sacmaliklarda artis var, neden yuruyup biraz fotograf cekmiyorum dedim ve brooklyn in central park i olan prospect park a gittim. evimden 4-5 dakika uzakta olmasina ragmen tembelligin dibine vurup daha evel gitmemistim. Park tabi ki 10 numaraydi. Buranin en sevdigim olaylarindan biri olan park kulturu ve bunun hakkini veren insanlar. birde parkside tarafindan girince jamaica mahallesine yakinligindanmidir bilinmez girer girmez dumanli tutturgec kokusu burnumun direklerini sizlatti.
Bu adamlarin sehircilik anlayisinda buyuk yer tuttmakta park hayati sevgili okurlar. Cumhuriyetin ilk yillarinda Ataturk tarafindan Istanbul'a davet edilen Henri Prost tarafindan uygulanan prost plani sayesinde macka demokrasi parki da bu sekilde hizmet vermesi dusunulerek yapilmis. ama su an yok kongre merkezi ayagina doymak bilmeyenler icin cazibe merkezi olmus durumda ve Istanbullularin elinden alinmak istenmekte. Lakin soyleyecek bir sey yok.



Neyse biraz mizahi olucak ama Amerika nin kanayan yarasi aslinda saglik sistemi falan degil. bu cesme ne lan? nasil bir dizayn? yokmu soyle adam gibi sadirvan modeli bir sebil yaptiricak bir hayirsever isadami hasidic yahudi. Yaptirin arkadasim adam gibi su icsin millet. Arkadas ne zaman su icmeye calissam agzim yuzum her tarafim su icinde kaliyo cocuk gibi. Hayir icmesini de bilirim ama olmuyor. iett otobus penceresini animsatan acilmayan pencere sistemi ve zencilerin kemer ihtiyacinada baska bir yazida deginicegim.

****

Sinirlerim biraz bozuk yuruyorum. Bir yandan da sanki dert tasa yokmus gibi acaba mac kac kac diye dusunuyorum. hani hayati klip tadinda yasamak vardir ya, hah! iste o mode on konumunda. oyle bir hali ruhiye anlayin iste. karsidan babam yasinda bir adam geliyo tip olarak turk e benzemiyor. ama uzerinde galatasaray esofman ustu var. kirmizinin en guzel gozuktugu forma kanimca(2 sene evelki) her neyse hic teredut etmeden yanina gidip mac kac kac diyorum. en son 3-1 di diyor. bende izlemeye gidiyorum suraya arkadasin ofise gel sende diyor. Ok diyip beraber yuruyoruz yolda mac muhabbeti yaparak. sonra mac bitmis ve dagilan turkleri goruyorum "3-1 abi 3-1" diyolar. rahat nefes aliyorum. Iste galatasarayli olmak boyle birsey...

9 Eylül 2009 Çarşamba

2 bavul + laptop

Bu yazinin basligi new york taki bircok kisinin hayatinin ozeti belkide. Her an tasinabilecekmis gibi hazir olabilmek. 2 tane duzgun, buyuk hacimli bavulun ve wireless i olan bir dizustu bilgisayarin varsa tamamdir. Sorun yoktur. En buyuk sorun internetin kesilmesidir. Cunku internet kesilirse kendine yeni ev, is bulamazsin. Benim gibi bir internet bagimlisini bile sasirtan bir internet cilginligi var burda. Internet kesilince kendini ciplak gibi hissediyor insan, ordan "sen zaten ciplaktin internet ustune kesildi!" diyenleri duyar gibiyim. Yapmayalim boyle sakalar, zaten rafet el roman esprileri epey kizdiriyo...
Bu hissiyatla yasamak, biraz insani ne olucaksa olsun durumuna itiyor. Kisacasi is ariyorum sevgilir blog okurlarim. "Sevmek bize is oldu new york sokaklarinda" demek sanirsam ilk zamanlar icin gecerliydi. Artik bunun yerine "burasi new york 5 dakkada degisir butun isler" diyerek mazhar alanson'a selam ediyorum ve inanmak istiyorum.

********

Brazilyalilarla cok ortak noktamiz oldugunu dusunmekteyim (bossa ve samba haric). Imf, politika, protestolar, futbol. Gecen Pazar brazilian day in gerceklestigi 46th st. e dogru yol aldim. zaten 42th den itibaren artan sari yesil kiyafetli kalabalik saglam bir kalabaligin habercisiydi. Ve hakkatten kalabalikti. Bu kadar brezilyali nerden cikti diye sormadan edemedim kendikendime.
videolarin boyutlari cok buyuk oldugu icin bir ara yuklerim.
esen kalin


30 Ağustos 2009 Pazar

Kim verdi bu oylari?

Bu sefer yazimi aylik yukluce maas alip gece yaziyi yetistiremedigi icin bol bol *** kullanan turk kose yazari formatinda yazicam. Gelelim konumuza. Sorun tamamen diyaloga girdigim ortalama ankaralilarda gozlemledigim bir durumla basladi. Melih Gokcek bu sendromun en belirgin ornegi. Herhangibir ankaraliya sorun "aaaa sevmiyorum", "ben oy vermedim", "valla" gibi tepkiler alicaksiniz. Ankaraya gittigimde de gozlemledigim birseydi bu. Herkes bu adamdan nefret ediyordu, sevmiyordu, her firsatta saydiriyordu.
Gelelim dunyanin obur ucuna. Hangi Amerikaliya sorsan "bush'u seviyor musun?" diye cevap hazirdir. Aaa nefret ediyoruz, sevmiyoruz tam bir salak tadinda cevaplar aliyorum. Hatta bazilari bu cevaplari verirken Ilyas Salman surat ifadesi takinip eziliyor. Ilginctir. E arkadasim sen vermedin oyu, O vermedi oyu, Kim verdi bu oylari? Babam mi verdi! Demek seven birileri var ve bu adam geldi. Neyse uzatmicam bu tartisma daha gider. Girisinde Che resmi bulunan bir apartmanda yasadigim icin kendimi sansli mi saymaliyim, yoksa karamizahin ortasinda mi saymaliyim bilemiyorum. Ama akli basinda olan amerikalilar bush a iyi saydiriyor onu biliyorum. Yani sandigimiz gibi fast food yiyen aptal amerikalilarin disinda da bir amerikali populasyon var ve digerleriyle ayni kefeye konulunca coook kiziyolar.

***

Gelelim diger bir mevzuya. Gecen aksam gittigim bir partide basima gelen ilginc bir olayi burada sizlerle paylasmak istiyorum. O gece Turk bir dj caldigi icin yuzde olarak %40 Turk olan bir mekana gidilmistir. Yanimdaki amerikali arkadasima listede ismi yazili olmadigi halde iceri aldirip ustune giris parasinda indirim yaptirmanin havasiyla iceri girmis bir kosede ickimi yudumlamaktayim. Ortamda sigara yasagi bam diye deliniyor ve ileri giden turkler her turlu dumanli tuturgecten takiliyolar - Bilenler tebessum edicektir Turkiye de durum nasil bilinmez ama amerika da bu yasagi delmek extreme sporlar arasinda gosteriliyor - Biryandan da kim turk kim degil dis gorunusten kimlik acilimi yapmaktayim. Oyle ki %99 basari oraniyla giderken ritmik olarak cilginlar gibi dans eden hanim kizlarimizdan birine rastladim. Yanindaki sarisinlardan dolayi arkadaslarim turk degil diye tahminde bulundular ve ok ben sorarim dert degil dercesine yanina gidip sordum kendisine "turk musun?" diye. Kendisi saolsun aciklayici cevabiyla gecemizi aydinlatti allah razi olsun. " I can't tell you" dedi kendisi. Simdi bunu yanimdaki turk arkadasa aciklamadim cevabi soyledim adam kacarak uzaklasti. Ama elin amerikali kizina bunu aciklamak zor oldu. Neyse guzel kizimiza burdan "allah belani versin" demek isterdim ama vermis vericegi kadar bunun baska bir aciklamasi yok, umarim koca bulur.

***

Durumlar bunlar sayin seyirciler, bati cephesinde degisen bir sey yok. fotograflarla yazimi noktaliyorum.
Cin mahallesinden, Canal st. den


ve tabi ki bit pazarindan



gittigim bir acikhava partisinden. mavi jeans cadiri. hava cok sicak yagmur oncesi bunalimi, hani annelerimiz der ya "bir yagsa rahatlicak ortalik" hah oyle bir hava var. cadirin altinda vantilator var baskada bisey yok. fikir 10 numara.